Mardin, Türkiye'nin güneydoğusunda, deniz seviyesinden yaklaşık 1000 metre yüksekte bir kaya sırtına kurulmuş, Mezopotamya ovasına bakan kadim bir şehirdir. Mimari dokusu büyük ölçüde orta çağdan kalma; sarı-bal renkli kesme taştan inşa edilmiş evler, medreseler, kiliseler ve camiler iç içe geçmiş durumda. Bölgede Süryani Hristiyanlar, Kürtler, Araplar ve Türklerin yüzyıllar boyunca bir arada yaşamasının izleri hem yapılarda hem mutfakta hem de günlük hayatta hâlâ okunabiliyor. Mardin'e gitmeden önce bu çok katmanlı yapıyı anlamak, şehri çok daha verimli gezmeni sağlar.
Şehir, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Şanlıurfa ile Nusaybin arasında konumlanır. İdari merkez ve eski şehir birbirinden farklı iki bölgedir: Artuklu ilçesi yeni yapılaşmanın olduğu ova kısmıyken, "Mardin" denilince akla gelen tarihi doku tepedeki eski şehirdedir. Ziyaretçilerin büyük çoğunluğu tüm zamanını bu tarihi alanda geçirir. Eski şehrin ana caddesi olan Birinci Cadde, doğu-batı yönünde uzanır ve pek çok önemli yapıya buradan ulaşılır. Ancak esas Mardin deneyimi, bu caddenin kuzeyine ve güneyine inen dar ara sokaklardadır; buralarda kaybolmak bir dezavantaj değil.
Mardin'in iklimi karasal ve sert uçlara sahiptir. Yazlar uzun ve çok sıcaktır; Temmuz-Ağustos aylarında sıcaklık 40 dereceyi aşabiliyor ve öğle saatlerinde taş sokaklarda yürümek yorucu hale geliyor. Kışlar ise soğuk ve rüzgarlı geçiyor, ama kar yağışı nadir. Ziyaret için en uygun dönem mart-mayıs ile ekim-kasım aylarıdır. İlkbaharda çevre ovalar yeşilleniyor, ışık sabah saatlerinde taş cepheleri altın renge boyuyor. Sonbaharda kalabalık azalıyor, hava yürüyüş için daha elverişli oluyor. Nisan ayının özellikle güzel olduğu bilinir; ancak Ramazan ve bayram tatilleriyle çakışan dönemlerde şehir iç turizm açısından dolabilir, bu tarihler ayrıca hesaba katılmalı.
Mardin Havalimanı şehir merkezine yakın konumdadır ve İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden direkt seferler düzenlenmektedir. Uçuş süresi İstanbul'dan yaklaşık iki saattir. Havalimanından eski şehre servis araçları ve taksiler işliyor; mesafe on beş dakika civarında. Karayoluyla gelenler için Şanlıurfa veya Diyarbakır üzerinden bağlantı kurmak en yaygın yoldur; bu şehirlerden Mardin'e iki ila üç saatlik mesafe var. Diyarbakır'dan trenle Mardin yakınındaki Kızıltepe'ye ulaşmak mümkün, ancak oradan şehir merkezine ayrıca transfer gerekiyor. Eski şehrin kendisi araçla gezmek için uygun değil; sokaklar dardır ve pek çok nokta yalnızca yürüyerek erişilebilir. Bir araç kiralayacaksan, ova turları ve Deyrülzafaran gibi çevre gezileri için işe yarar.
Eski şehrin kalbindeki Ulu Cami, Mardin'in en eski ibadet yapılarından biridir ve minaresinin işçiliği dikkat çekicidir. Yakınında yer alan Kasımiye Medresesi, avlusu ve süslü taç kapısıyla Artuklu mimarisinin iyi korunmuş örneklerinden birini sunar. Zinciriye Medresesi ise şehrin en yüksek noktasına yakın konumlanmış olup buradan ovaya açılan görüş açısı geniştir; öğleden sonra güneş bu cephede ters düşer, sabah saatleri fotoğraf için daha uygundur.
Deyrülzafaran Manastırı, şehir merkezinin yaklaşık beş kilometre doğusunda yer alır ve MS 5. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Süryani Ortodoks cemaatine ait olan manastır, rehberli tur şeklinde ziyaret edilebilir; yerinde görevli rehberler bulunur. Sabah erken saatlerde gidilmesi önerilir, çünkü öğleden sonra tur grupları yoğunlaşır. Şehirde ayrıca Mor Mihail Kilisesi ve çeşitli diğer Süryani yapıları dağılmış durumda; bunların bir kısmı aktif ibadet yeri olduğundan ziyaret saatlerine önceden bakmak uygun olur.
Mardin mutfağı Güneydoğu Anadolu'nun geniş yelpazesini taşır ama kendine özgü birkaç lezzeti vardır. İçli köfte burada çiğ köfteyle karıştırılmaz; fıstıklı, etli harçla hazırlanır ve kızartılır. Kitel (haşlama içli köfte) ve soğan dolması da yöreye has tariflerle yapılır. Kaburga dolması büyük porsiyonlarda servis edilir; iki kişilik bir tabak dört kişiyi doyurabilir. Birinci Cadde üzerindeki küçük lokantalarda öğle yemeği için oturmak hem ekonomik hem pratiktir. Çarşı bölgesinde bakır işlemeciliği, taş oymacılığı ve telkâri gümüş işleri bulunur; alışveriş yapmayacaksan bile çarşının esnafıyla sohbet kısa bir duraklama için yeterli bir sebep.
Mardin, mimari ve tarih ilgisiyle seyahat edenlere çok şey sunar. Farklı inançlara ve kültürlere ait yapıları bir arada görmek isteyen, kentsel dokudan keyif alan, yürümekten kaçınmayan gezginler için güçlü bir destinasyon. Eski şehrin tamamı eğimli ve taşlı sokaklardan oluştuğundan, yürüme güçlüğü yaşayan ziyaretçiler için bazı noktalara erişim zahmetli olabilir. Deniz tatili, gece hayatı veya kalabalık bir plaj ortamı arıyorsan Mardin doğru seçim değil. Çocuklarla gezilebilir, ancak araba bagajlarına fazla yük almamak ve yavaş yürüyüş için öngörülen süreye pay bırakmak gerekir. Mardin'i Şanlıurfa veya Diyarbakır'la birleştirerek bir GAP rotasına dahil etmek isteyenler, yurt içi tur seçenekleri arasından programlarına uyanı bulabilir.
Mardin, hızlı geçilmesi gereken bir yer değil; yavaş yürüyüşe, duraklayıp bakmaya ve zaman zaman kaybolmaya izin verilen bir şehir. Planlarken şunu aklında tut: kaç tarihi yapı göreceğinden çok ne kadar süre yürüyebileceğin ve ara öğünler için ne kadar vakit bıraktığın günü şekillendirir. Çevre gezilerini sabaha, eski şehri ise öğle-akşam saatlerine bırakmak hem ışık hem kalabalık açısından daha avantajlı. Hangi mevsimde gideceğine karar verdikten sonra konaklama ve ulaşımı erkenden netleştirmek, özellikle tatil dönemlerinde önemli bir pratiklik sağlar.